hülya's profileεїз Always Smile! εїзPhotosBlogListsMore Tools Help

εїз Always Smile! εїз

Never take someone for granted, hold every person close to your Heart because you might wake up one day and realize that you have lost a diamond while you were too busy collecting stones.

hülya uzun

“A mother who can die for the sake of her child is a heroine of affection; individuals who dedicate their lives to the happiness of others are entitled “valiant devotees,” but those who live and die for all of humanity are commemorated as monuments of immortality who deserve to be enthroned in the hearts of humanity.”
-Fethullah Gulen
Loading...
June 25

Şimdi Tam Vakti..

Image Hosted by ImageShack.us
 

Şimdi tam vakti, ufka bakmanın ve aşka kapılmanın.
Güneş sıyrıldı karanlıklardan, sıcacık bir tebessüm düşürdü içimize. Ruhlar kanatlandı, karamsarlık yıkıldı.
Beklenen ümit, bir güvercin kanadında gelip kondu penceremize...

Şimdi tam vakti, dillerden düşmeyen bir şarkıyı mırıldanmanın, her tınısında baharı anlatmanın...
Güllere sarılmanın tam vakti, dikenlere aldırmadan.
Güllerin şarkısını söylemenin tam vakti.
Onlar lâyık bu sevgiye, baharı müjdeliyor, yapraklarında ümitli şebnemlerle geliyor, yüreği hüzünlü yiğitlere sesleniyor:
"Üzülmeyin, tasalanmayın...
Her gecenin sabahı, her kışın baharı var. Çekilen bunca çile inanıyoruz ki, nurefşan bir baharın müjdecisidir inşaallah."

Şimdi tam vakti, kalemlere sarılmanın; bu anı mısra mısra hece hece yazmanın tam vakti...
"Beklenen an geldi, bitti gece", harfler omuz omuza versin, her cümle destanlaşsın kalemlerin ucunda, kâğıtların üzerinde...
Asırlardır üç noktayla yarım kalmış cümleler devam etsin ellerimizde, her cümle ilhamını ruhumuzdan alsın.

Şimdi tam vakti, koşmanın; gökkuşağına.
Dünyayı ümidin renkleriyle boyamanın tam vakti. Çocuklara gökkuşağından uçurtmalar yapmanın tam vakti.
Onlar da gülsün, sevinsin; bilsinler gül mevsimini.
Koşmanın tam vakti; güneş doğarken ufuktan, ak atlarla gurbetteki yiğide gülleri sunmanın tam vakti...

Zaman şahit olsun bu manzaraya; ışık karanlığı boğuyor...
Bu ne lütûf, bu ne ikram ya Rabbî! Bu ikrama; şükür gerek.
Hadi ağlayın! Gözyaşlarınız mahrum kalmasın, mühür gibi düşsün toprağa, toprak da şahit olsun.
Şimdi tam vakti, durduralım saatlerimizi.

Güzel şeyler söylemenin, dünyayı güllerle bezemenin, gül kokusunu doya doya içimize çekmenin, şimdi tam vakti.
Şimdi tam vakti, elleri açmanın semaya, şükretmenin Hüda'ya... Şimdi tam vakti, bir şarkıyı söylemenin;
"Sen gelince, bahar gelir gül pembe..."
February 24

En sevgili, Ey Sevgili..

EY SEVGİLİ  

 

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin

Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süregi

Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layik olmasam da

Uzatma dünya sürgünümü benim

 

Aşkın bu en onulmazından koparıp

Bir tuz bulutu gibi

Savuran yüregime

Ah uzatma dünya sürgünümü benim

Nice yoruldugum ayakabilarimdan degil

Ayaklarimdan belli

 

Lambalar egri

Aynalar akrep melegi

Zaman çarpilmis atin son hayali

Ev miras degil mirasin hayaleti

Ey gönlümün dogurdugu

Büyüttügü emzirdigi

Kus tüyünden

Ve kus südünden

Geceler ve gündüzlerde

Insanliga anit gibi yükselttigi

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünüm benim

 

Bütün siirlerde söyledigim sensin

Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin

Seni saklamak için görüntülerinden faydalandim Salome'nin Belkis'in

Bosunaydi saklamaya çalismam öylesine asikarsin bellisin

Kuslar uçar senin gönlünü taklit için

Ellerinden devsirir bahar çiçeklerini

Deniz gözlerinden alir sonsuzlugun haberini

Ey gönüllerin en yumusagi en derini

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim

 

Yillar geçti sapan ölümsüz iz birakti toprakta

Yildizlara uzaniphep seni sordum gece yarilarinda

Çati katlarinda bodrum katlarinda

Gölgendi gecemi aydinlatan essiz lamba

Hep Kanlica'da Emirgan'da

Kandilli'nin kursuni safaklarinda

Seninle söylesip durdum bir ömrün baharinda yazinda

simdi onun birdenbire gelen sonbaharinda

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layik olmasam da

Ey çagdas Kudüs (Meryem)

Ey sirrini gönlünde tasiyan Misir (Züleyha)

Ey ipeklere yumusaklik bagislayan merhametin kalbi

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim

 

Daglarin yikilisini gördüm bir Venüs bardaginda

Köle gibi satildim pazarlar pazarinda

Günesin sarardigini gördüm Konstantin duvarinda

Senin hayallerinle yandim düslerin civarinda

Gölgendi yansiyip duran bengisu pinarinda

Ölüm düsüncesinin beni sardigi su anda

Verilmemis hesaplarin korkusuyla

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layik olmasam da

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünüm benim

 

Ülkendeki kuslardan ne haber vardir

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardir

Ask celladindan ne çikar madem ki yar vardir

Yoktanda vardan da ötede bir Var vardir

Hep suç bende degil beni yakip yikan bir nazar vardir

O sarkiya özenip söylenecek misralar vardir

Sakin kader deme kaderin üstünde bir kader vardir

Ne yapsalar bos göklerden gelen bir karar vardir

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardir

Yanmissam külümden yapilan bir hisar vardir

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardir

Sirlarin sirrina ermek için sende anahtar vardir

Gögsünde sürgününü geri çagiran bir damar vardir

Senden umut kesmem kalbinde merhamet adli bir çinar vardir

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

 

Sezai Karakoç

 

 

November 04

Heroes of Love

Heroes of Love
 
Only those who overflow with love will build the happy and enlightened world of the future. Their lips smiling with love their hearts brimming with love their eyes radiating love and the most tender human feelings-such are the heroes of love who always receive messages of love from the rising and setting of the sun and from the flickering light of the stars.

The anger and fury of the heroes of love who are distinguished with love in treatment of others are for discipline. Therefore they serve to improve others and to bestow benefits upon the community.
 
Written by Fethullah Gulen  
Golden Keys - Love and Mercy
November 03

Don't Leave Me Alone

Don't Leave Me Alone
 
My heart and eyes open with You.
Impossible obstacles are overcome with You.
When Your name is mentioned light sparkles;

Come to my spirit don’t burn me with longing!
For the love of God don’t leave your servant alone!

I am a palace guard. You are the Sultan.
You’re a mercy to those who’ve lost their way.
If I’m a body. You’re the life in it;

Come to my spirit don’t burn me with longing!
For the love of God don’t leave your servant alone!

Lovers seek You everywhere.
The sherbet of your lips is a remedy for every problem.
If I am troubled where is my remedy?

Come to my spirit don’t burn me with longing!
For the love of God don’t leave your servant alone!

I’m a disgrace with many sins.
Stumbling. I have no strength left.
I don’t know what will become of me beyond.

Come to my spirit don’t burn me with longing!
For the love of God don’t leave your servant alone!

Once all seasons were spring.
I’m afraid those days have all darkened.
Have mercy! My road has become very steep.

Come to my spirit don’t burn me with longing!
For the love of God don’t leave your servant alone
 
 Written by Fethullah Gulen    (from Broken Pick)

Image Hosted by ImageShack.us


October 20

A flavour of As-Salaat U'l Kubra (a spiritual masterpiece)

 

Bismillah ar-Rahman ar-Raheem
Laqad ja'akum Rasulun min anfusikum 'azeezun 'alayhi maa 'anittum
Hareesun 'alaikum bi'l mumineena rauf u'r raheem

A'budu'llaha Rabbee wa laa ushriku bihi shay'aa
Allahumma Innee ad'uka bi asmaaika'l husnaa kullihaa
Laa Ilaaha Illaa Anta Subhaanaka

An Tusalliya 'alaa Muhammad-in wa 'alaa aali Muhammad-in
Kamaa sallayta 'alaa Ibrahima wa 'alaa aali Ibrahima
Innaka Hameedun Majeed

Allahumma Salli 'alaa Muhammadi-nin-Nabiyyi'l ummiyyi
Wa 'alaa aalihi wa sahbihi wa sallim tasleema
Wa Sallallahu 'alaa Muhammad-in wa 'alaa aali Muhammad-in
Salaatan huwa ahluhaa

Allahumma Yaa Rabba Muhammad-in wa aali Muhammad-in
Salli 'alaa Muhammad-in wa 'alaa aali Muhammad-in
Wajzi Muhammad-an Sallallahu 'alaihi wa Sallam
Maa huwa ahluhu

Allahumma Rabba's samaawaati's sab'i wa Rabbia'l 'Arshi'l 'Adheem
Rabbanaa wa Rabba kulli shay-in
Wa munzila'tTawraati wa'l Injeeli wa'z Zaburi wa'l Furqaani'l 'Adheem
Allahumma Anta'l Awwalu falaysa qablaka shay-un
Wa Anta'l Aakhiru falaysa ba'daka shay-un
Wa Anta-dh-Dhaahiru falaysa fawqaka shay-un
Wa Anta'l Baatinu falaysa dunaka shay-un
Falaka'l Hamdu
Laa Ilaaha Illaa Anta Sub'haanaka Innee Kuntu Min-adh-Dhaalimeena
Maashaa Allahu kaana wa maa lam yasha' lam yakun
Laa Quwwata Illa Billah

Allahumma Salli 'alaa Muhammad-in 'Abdika wa Nabiyyika wa Rasulika
Salaatan Mubarakatan Tayyibatan kamaa amarta an nusallee 'alaih
Wa Sallim tasleemaa

 
 
 

    With the name of Allah, The Most Beneficent, The Most Merciful.
Certainly, there has come to you a Messenger from among yourselves,
grievous to him is your suffering, full of concern for you,
to the believers (he is) compassionate, merciful
(9:128).

I worship Allah who is my Lord and do not associate anything with Him.
O Allah! I ask of You for the sake of Your Most Beautiful Names

None is to be worshipped except You, Glory be to You (21:87).

Shower Your blessings on Sayyidina Muhammad
and on the family of Sayyidina Muhammad
as You showered Your blessings on Sayyidina Ibrahim
and on the family of Sayyidina Ibrahim.
Surely, You are The Praiseworthy, Glorious.

O Allah! Bestow Your blessings and complete peace on Sayyidina Muhammad,
The Prophet not taught by any human (but directly by You, O Allah)
and on his family and companions.
And may Allah's blessings rest on Sayyidina Muhammad
and on the family of Sayyidina Muhammad,
such blessings which they deserve.

O Allah! O Lord of Sayyidina Muhammad and the family of Sayyidina Muhammad
Bestow blessings on Sayyidina Muhammad and on the family of Sayyidina Muhammad
And reward Sayyidina Muhammad, Allah's blessings and peace be on him,
as he deserves it.

O Allah! The Lord of the seven skies and the Lord of the Great Arsh
Our Lord and the Lord of everything,
and the One Who sent the Tawraat, the Injeel, the Zabur and the Great Qur'an.
O Allah! You are The First without beginning and You are The Last without end
and You are The Manifest with nothing above You
and You are The Hidden with nothing below You
All praise belongs to You.

None is to be worshipped but You.
Glory be to You; surely, I have been unjust.
(21:87)
 

Whatever Allah wished, happened.
Whatever Allah did not wish, did not happen.
There is no power except with Allah.

O Allah! Bestow blessings on Sayyidina Muhammad,
Your servant, the Prophet sent by You, Your Messenger,
favourable, agreeable blessings,
as You have ordered us to invoke blessings on him
and grant him complete peace.

 
 

Rahman u Rahim Allah

 

my ummah

 
Loading...
Photo 1 of 36

Windows Media Player

No list items have been added yet.
No list items have been added yet.

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
ahmed akwrote:
KIYMETİNİ BİLMELİ

Kıymetini bilmeli hayatın, kıymetini bilmeli sevdanın, sabahın kızıllığının, ikindi serinliğinin, gün batımının eşsiz güzelliğinin kıymetini bilmeli. Aldığımız nefesin, uyuduğumuz gecenin, gördüğümüz rüyanın, uyandığımız sabahın kıymetini bilmeli...

Kıymetini bilmeli varoluşun, yüzümüzü okşayan, esen rüzgârın, gönlümüzü ıslatan yağmurun, gökyüzünü örten pamuğumsu bulutların, renklerin cümbüşü gökkuşağının, içimize işleyen kuş cıvıltılarının, penceremizden gönlümüze süzülen ay ışığının kıymetini bilmeli...

Kullandığımız her kelimenin, uzattığımız virgülsüz cümlelerin, yazdığımız kalemin, çizdiğimiz resmin, bağrını karaladığımız kâğıdın, kendimizi bıraktığımız kitap sayfalarının kıymetini bilmeli.

Her sabah vazgeçilmezimiz tarağın, saç tokasının, gururla baktığımız bizi bize sunan aynaların, kapatıp açtığımız kapıların, giydiğimiz ayakkabıların, attığımız adımların kıymetini bilmeli. Çocukluğumuzun şâhidi salıncakların, çarpışan arabaların, büyüyünce öksüz bıraktığımız oyuncakların, dört gözle beklediğimiz mektupların kıymetini bilmeli.

Öylesine yaşanmalı ki hayat, hiçbir şey, hiçbir zaman boşlukta sallanmamalı. Şöyle düşünüp baktığımızda her şeyin bizim için var olduğunu anlamalı, bize hizmet için teyakkuzda beklenildiğini unutmamalı.

Öyle ya; ayakkabı giyilmeyi, sürme çekilmeyi, mektup okunmayı, cümle kurulmayı, toka güzelliğe güzellik katmak için takılmayı, tarak dağılan saçları toplamayı, kitap sayfaları keşfedilmeyi, bilgilendirmeyi, adımlar gideceğimiz yere götürmeyi, rüzgâr serinlik vermeyi, ay ışığı ve yıldız yüreğimizde büyümeyi, gece kötülükleri örtmeyi, sabah yenilikleri sunmayı, gökkuşağı sevdayı sergilemeyi, rüya umutları tazelemeyi bekliyor. Her şey bizim için var...

Dertler, hüzünler, mâtemler, kötülükler yok mu? Tabii ki onlar da var. Onlar da bizim için. Onlar olmasaydı hayat da olmazdı. Kötülük olmasaydı, iyi nasıl seçilirdi, mâtem olmasaydı mutluluk nasıl anlaşılır, ağlamak olmasaydı, tebessüm ferahlatır mıydı gönlümüzü? Her şey zıddıyla kaim değil miydi bu dünyada? Kıymet bilmek için illâ kaybetmek mi lâzım? “Kıymet”in de kıymetini bilmeli.

Hayattan ne kadar da çok şikâyet ediyoruz? Durup düşündüğümüzde, günlerimiz, emeğimiz, hep “daha çok” için gelip geçiyor. Farkında mıyız ki “daha çok” dediğimizde elimizdekinin mutluluğunu yaşayamıyor, “daha çok”un kaygısıyla eritiyoruz ömrümüzü. Nereye kadar?

Oysa mutluluk, oysa huzur bize kendimizden daha yakın değil mi? Bir tebessümde aramalı umudu, bir selâmda bulmalı huzuru. Batan güneşin peşinden koşmak yerine doğacak güne dönmeli yüzümüzü. Tabii ki düşler ve hayatın gerçekleri her zaman kesişmez. Genellikle gerçeklerle düşler arasında tercih yaparız. Yaptığımız tercih de hayatımız olur. O zaman neden mutluluk düşlerimizi hayatın gerçekleriyle barıştırmıyoruz? Neden tercihimizin adı mutluluk olmasın? Mutlu olmaktan korkuyor muyuz yoksa? Eğer gülleri duyabileceğimize inanırsak bir gün mutlaka duyarız. Kıymetini bilmeli güllerin, gül yüzlerin, kömür gözlerin, kıymetini bilmeli sevmenin ve sevilmenin, kıymetini bilmeli her şeyin...

YUSUF ÇAPUR...

selam ve dua ile kardeşim hülya
Feb. 8
ahmed akwrote:
 
İnandığınız gibi yaşayamazsanız..



“İnandığınız gibi yaşayamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız” der Hz. Ömer.

Bir makinayı yapan ustanın o makinayı herkesten çok iyi bileceği, çalışma sistemini, kullanma kılavuzunu hazırlamaya herkesten çok hakkı olduğu bir gerçek ise, insan gibi canlı bir makinanın da yaratıcısının Allah olduğu, İslâm adındaki İlâhî katoloğuyla onun çalışma sistemini belirleyeceği kadar gayet tabiî birşey olamaz.

Hangi makina olursa olsun kullanma kılavuzuna göre kullanmazsanız gerekli randımanı alamaz, hatta makinayı bozarsınız.

Demek insan elini, ayağını, gözünü, kulağını, aklını, fikrini, tüm kabiliyetlerini İslâmın emrettiği şekilde kullanmakla mükellef. O takdirde en büyük makam olan rıza makamına ulaşır.

Mesnevî-i Nuriye’de ne güzel söylenir: “Vücudunu mucidine feda et! Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın!”

Peki, ya fedâ etmez, Onun rızası yolunda kullanmazsa? “Çünkü fedâ etmediğin takdirde ya bâd-ı heva zâil olur, gider veya Onun malı olduğundan yine ona rücu eder.”

Eğer adımlarımız Onun istediği istikamette atılıyorsa, elimiz Onun istediklerini tutuyorsa, gözümüz Onun istediklerini görüyor, aklımız Onun razı olduklarını düşünüyorsa Onun yolunda fedâ edilmiş demektir.

Lokman Hekim kara yüzü, iri ve çatlak dudaklarına rağmen, istiridyenin iki kara kabuğu arasından incinin çıktığı gibi ağzından da inci gibi ibretli ve hikmetli sözler söyleyebilen biriydi. Bir gün onun yüzünün karalığını, dudağının kalınlığını garipsemişlerdi de şöyle demişti: “Siz benim ne kara yüzüme, ne de kalın ve çatlak dudaklarıma bakın. Yüzümü ne ben boyadım, ve ne de dudaklarımı çatlak çatlak yarattım. Böyle verildi. Bana düşen o kalın dudaklardan küçük düşürecek, utanılacak sözler çıkarmamaktır. Bembeyaz kalbim, inci gibi sözlerim olduktan sonra gerisi önemli mi?”

Her organ, her kabiliyet, her nimet, her imkân için aynı durum söz konusu değil midir?

Eğer bize verilen organ, duygu ve kabiliyetleri, emanet olarak verilen maddî ve manevî imkânları, yerli yerince kullanabiliyorsak inandığımız gibi yaşıyoruz demektir.

Şimdi kendi kendimize tam soru sorma zamanı? Acaba Hz. Ömer’in dikkat çektiği gibi inandığımız gibi mi yaşıyoruz, yoksa yaşadığımız gibi mi inanıyoruz?

Bütün mesele bu sorunun cevabını doğru olarak verebilmekte.



Şaban DÖĞEN
selam ve dua ile kardeşim
Feb. 8
 
hayırlı geceler
 
kırlangıç ve adam
Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş Pencerenin önüne konmuş,
bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel
durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş
Tık Tık Tık

Adam cama bakmışAma içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş
Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak,deriin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış
Hey adam!Ben seni seviyorum Nedenini niçinini sorma Uzun
zamandır seni izliyorumBugün cesaret buldum konuşmayaLütfen
pencereyi aç ve beni içeri alBirlikte yaşayalım

Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen
de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam,demiş Gerekçesi de pek
sersemceymiş:

Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu! ?

Kırlangıç mahçup olmuşBaşını önüne eğmişAma pes
etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,gülümseyerek bir kez
daha şansını denemiş: Adam, adam!Hadi aç artık şu pencereniAl beni
içeri! Ben sana dost olurumHiç canını sıkmam!

Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok ,yok ben seni içeri alamam demiş
Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmişİşim gücüm
var, git başımdan Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın
penceresine gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda Aç şu
pencereyi al beni içeriYoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda
kalırımÇünkü ben ancak sıcakta yaşarımPişman olmazsın, seni
eğlendirirm

Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın' yanlızlığını paylaşırım, demişBAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ!
Adam bu yalnızlık meselesine içerlemişPek bir sinirlenmiş: Ben
yalnızlığımdan memnunum,demiş Kuştan onu rahat bırakmasını
istemişDüpedüz kovmuş

Kırlangıç , son denemesinden de başarısızlıkla
çıkınca,başını önüne eğmiş, çekip gitmiş Yine aradan zaman
geçmişAdam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:Hay benim
akılsız başım; demişNe kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda
karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim Niye onun teklifini kabul
etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma , keyifli vakit geçirirdik
birlikte

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmişYine de kendi
kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım
nasıl olsa yine gelirBen de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş
Gözü yollardaymış Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş
Ama Onunki hiç görünmemiş Yazın sonuna kadar penceresi açık
beklemiş ama boşuna Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara
sormuş ama gören olmamışSonunda danışmak ve bilgi almak için bir
bilge kişiye gitmişOlanları anlatmış Bilge kişi gözlerini adama
dikmiş ve demiş ki:

'KIRLANGIÇLARIN ÖMRÜ 6 AYDIR'

HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ ELİNİZE
GEÇER VE DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER!

HAYATTA BAZI İNSANLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ KARŞINIZA
ÇIKAR;DEĞERİNİ BİLMEZSENİZ KAÇIP GİDERLER! VE ASLA GERİ DÖNMEZLER!

Dikkatli olun!!!! Farkinda olun!!!!!!!!!! Ve
bir düsünün bakalim; Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kirlangiç kovaladiniz?
Oct. 20
yusuf sonmezwrote:

 
 

  SELAMLARIN EN GÜZELİ İLE

  ESSELAMÜNALEYKÜM VE RAHMETULLAHİ VE BEREKATUHÜ

 

"RAMAZAN AYINDA ÖYLE BİR GECE VARDIR Kİ, BU GECE, ALLAH ( Azze ve Celle ) 'nin

KATINDA BİN AYDAN DAHA HAYIRLIDIR.

BU KADİR GECESİDİR."

BU MÜBAREK GECENİZ BU GÜLLERİN GÜZELLİĞİ GİBİ GÜZEL GEÇER İNŞAALLAH.

 BU MÜBAREK GECEDE YÜCELER YÜCESİ RABBİMİZE AÇTIK ELLERİMİZ

" YA RABBİM! BİZLERİ BU MÜBEREK KADİR GECESİNDE BAĞIŞLA VE AFFET, RAHMETİNİ VE MERHAMETİNİ BİZLERDEN ESİRGEME". BİZLERİ İMAN EDENLERİN KERVANINDAN AYIRMA.

BU MÜBAREK GECENİN HATIRINA, ÇEÇENİSTAN, FİLİSTİN, AFGANİSTAN, LÜBNAN, IRAK VE BÜTÜN CİHANDA İSLÂM UĞRUNA MÜCADELEDE OLAN MÜSLÜMANLARA ZAFER NASİP EYLE.

 ONLARA İMAN KUVVETİ VER. ONLARIN KALPLERİNE KORKU KOYMA YA RABBİM. VE BİZLERİ AÇLIK İLE SUSUZLUKLA İMTİHAN EYLEME."

 ŞÜPHESİZ SEN RAHMAN VE RAHİM'SİN.

ESİRGEYEN VE BAĞIŞLAYANSIN.

SENİN DİLEMENLE OLMAYACAK HİÇBİR ŞEY YOKTUR.

AMİN

ALLAH'A EMANET OLUN.

 

yusuf 

    3

   4

 

   ÖRD (6)

 

  13

 

  2

 

    7

 

    8

 

   ÖRD (2)

 

 

ÖRD

 

 

 

  Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan Allah'tır. ( Zâriyat Sûresi: 58)
 

 

Sept. 26
ewrote:
 
48hamstermagiaslmlar... gzl bi space'iniz var. tebrik ederim x) 35hamstermagiabaşarılarınızın devamını dilerim.. hoşçakalın.. x)22hamstermagia
08hamstermagiaamormagiagifs125
Sept. 15